"Zamanımız tamamen bir iktisat çağından başka bir şey değildir." M.Kemal ATATÜRK
Anasayfa » Manşet » BAGİAD’ın 2018 Türkiye Ekonomisinde ‘Fırsatlar’, ‘Riskler’ konulu paneli yapıldı
BAGİAD’ın 2018 Türkiye Ekonomisinde ‘Fırsatlar’, ‘Riskler’ konulu paneli yapıldı
BAGİAD’ın 2018 Türkiye Ekonomisinde ‘Fırsatlar’, ‘Riskler’ konulu paneli yapıldı
BAGİAD’ın 2018 vizyonu
BAGİAD’ın 2018 vizyonu
BAGİAD’ın 2018 vizyonu
BAGİAD’ın 2018 vizyonu
BAGİAD’ın 2018 vizyonu
BAGİAD’ın 2018 vizyonu
BAGİAD’ın 2018 vizyonu
BAGİAD’ın 2018 vizyonu
Toplantıya konuşmacı olarak Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar, BAKZİFED Genel Başkanı Bahri Küpeli, CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, Başbakanlık Denetleme Kurulu eski Grup Amiri Yaşar Can ve son olarak ekonomist Prof. Dr. Aziz Konukman katıldı.

 BAGİAD / ANKARA - Batı Ankara Girişimci ve Sanayici İş Adamları Derneği’nin (BAGİAD) ilkini 2011, ikincisini 2013 ve son olarak üçüncüsünü 2017’nin sonunda gerçekleştirdiği “Türkiye Ekonomisinde Neler Oluyor?” başlığı altında düzenlediği 2018 Türkiye Ekonomisinde Fırsatlar ve Riskler” konulu toplantı Ankara’da gerçekleştirildi.
Toplantının ev sahipliğini yapan BAGİAD ve Batı Karadeniz Sanayici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu (BAKZİFED) bu toplantıların iş insanlarının geleceğe yönelik vizyon ve bakışlarına ışık tuttuğunu vurgulayan BAGİAD Başkanı Mustafa İbişoğlu, açılış konuşmasında, Türkiye’nin korku ekonomisinden çıkıp üretim ekonomisine odaklanması gerektiğini söyledi.
Toplantıya konuşmacı olarak Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar, BAKZİFED Genel Başkanı Bahri Küpeli, CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, Başbakanlık Denetleme Kurulu eski Grup Amiri Yaşar Can ve son olarak ekonomist Prof. Dr. Aziz Konukman katıldı.

BAGİAD BAŞKANI MUSTAFA İBİŞOĞLU’NUN KONUŞMASI

Batı Ankara Girişimci ve Sanayici İş Adamları Derneği (BAGİAD) Başkanı Mustafa İbişoğlu, “Türkiye son yıllarda ekonomide çok çalkantılı günler yaşadı ve yaşamaya da devam ediyor” diye başladığı açılış konuşmasında, “Dünya dijital dönüşümde 5.0’ı konuşurken bizler hala KOBİ’lerin sorunlarıyla kendimizi oyalamaya ediyoruz. Bu süreçte, Türkiye sanayide 4.0’ın hala neresinde olduğunu bilincinde değil” dedi.
Türkiye’deki tüm işletmelerin yüzde 99.8’i KOBİ’lerden oluştuğunu, bu KOBİ’lerin toplam istihdamın yüzde 76.7’sini sağladığını belirten İbişoğlu, “Bugün OSTİM bir üretim üssü olarak gerçekten tam bir devrim yaşamaktadır. Üretenler artık siyaset yapanların önüne geçmiş ve işini ekonomisini kendi takip eder hale gelmiştir. Siyaset yapanlardan siyasetin de içinde olan birisi olarak lütfen üretenlere yol gösterin, engel olmayın diyoruz” ifadelerini kullandı.
“Türkiye, modern dünyadan kopmamalı tam tersine entegre olmalıdır. Yüzünü Batıya dönmüş Türkiye’de Batı kriterlerinin olmazsa olmazı hukuk ve demokrasi, insan hakları, kadının üretimdeki istihdam payının arttırılması, genç girişimcilere yeni inovatif fikirleri yakalamada fırsatların verilmesi gibi hayati konuların ancak ve ancak demokrasi ve insan haklarıyla olacağını vurgulamak istiyorum.” diyen BAGİD Başkanı Mustafa İbişoğlu özetle şunları söyledi:
“Türkiye,1990’ların başlarında KOBİ sözcüğünü yenilir mi içilir mi diye tartışırken bugün KOBİ’ler dünya ile entegre olabilmek için ihracat paylarını arttırabilmek için çırpınmaktadır. Bu bağlamda BAGİAD olarak kuruluşunun 12. Yılında üreten ve istihdam yaratan, ihracattaki paylarını arttırmak isteyen KOBİ’lerin sesi olma yolunda çok önemli başarılara imza attığımızı görmekten mutlu olduğumu ifade etmek istiyorum.
BAGİAD, gücünü mevcut üyelerinden olduğu gibi bugün aramıza yeni katılan iş insanlarından almakta ve bu gücü yine sizler için her alanda değerlendirmeye devam etmektedir.”

YENİMAHALLE BELEDİYE BAŞKANI FETHİ YAŞAR

Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar, toplantıda yaptığı konuşmada hem ekonomideki yanlışlıklara dikkat çekti hem ekonomi yönetimindeki hataların yerel yönetimlere etkisini dile getirdi hem de bu olumsuzluklardan Yenimahalle’nin nasıl etkilendiği ve bu etkinin zararlarını vatandaşa yansıtmamak için neler yaptıklarını örnekleri ile anlattı.
Göreve talip olurken belediyenin borç batağında olduğunu bildiğini söyleyen Fethi Yaşar, doğru ve kamu yararına politikalarla kısa süre içinde toparlandıklarını ve Yenimahalle’de kalıcı eserlere imza atmaya başladıklarını ifade etti.
Eskiyen araç parkını yenileyerek ilçe halkına hizmet edecek hale getirdiklerini anlatın Başkan Yaşar, “Göreve geldiğimizden bu yana belediyemize ait araçlar ile vatandaşımıza hizmet veriyoruz. Araç filomuzla ilçemizde hizmet götürmediğimiz yer, açılmadık yol, asfaltlanmadık sokak kalmadı. Kendi hizmetimizi kendi araçlarımızla yapıyoruz” dedi.
Büyüme rakamlarının vatandaşa, piyasaya yansımadığını, burada bir terslik olduğuna dikkat çeken Başkan Yaşar, örneği Yenimahalle Belediyesi’nden verirken; bütçe rakamlarının önceki yıllara göre yüksek olduğunu ancak alım gücünün, yani aynı para ile alınan araç-gereç ve hizmet miktarının düştüğünü söyledi.
“Ticari hayatın, sanayinin, hizmet sektörünün sıkıntılarını çok iyi biliyorum” diyen Başkan Yaşar, Türkiye’nin hiç bu kadar borçlu, bu kadar borca bağımlı olmadığını söyledi.
Bir ülke tüketimle büyüyorsa o ülkenin milli hasılasını büyütemeyeceğini, milli hasıla büyümeden de refah gelemeyeceğini kaydetti.
Yaşar, “Sadece yap-sat ile veya sadece tüketimle rakamlarımız büyürse o büyüme değildir. Tek kurtuluşumuz üretimdir ve üreticinin desteklenmesidir” dedi.
Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar özetle şunları söyledi:
“Türkiye üretmek zorundadır. Bu ülkenin üretmeden kalkınması, insanların refah içerisinde yaşaması mümkün değildir. Ben sadece bir Belediye Başkanı olarak değil, bir sanayici ve tüccar olarak da aranızda bulunuyorum. Yatırım yapacak iş adamı bulmak artık zorlaştı. Üretenler kaybediyor, parayla oynayan rantçılar, haksız para kazananlar çoğaldı. Sanayiler de buna karşılık küçülüyorlar ve hatta bir kısım sanayici de vazgeçerek daha kârlı işlere geçiyor. Üretim olmadan refah olmaz. Tarıma, hayvancılığa, hizmet sektörüne destek vermeden ve bu sektörleri verimli şekilde işler hale getirmeden Türkiye'nin kalkınması mümkün değildir. Sanayi kuruluşlarının büyükleri kapandı. Üretimin arttığı, hukukun ve demokrasinin bütün kurallarıyla işlediği bir ülkede, hukukun üstünlüğüne herkesin saygı gösterdiği bir Türkiye'de refah da artar.”

BAKZİFED GENEL BAŞKANI BAHRİ KÜPELİ KONUŞMASI

Mustafa İbişoğlu’nun ardından mikrofonu alan Batı Karadeniz Sanayici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu (BAKZİFED) Genel Başkanı Bahri Küpeli, ekonomiye ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye’de ekonomik yapının çarpıklığına ve bu çarpıklığın sanayici, yatırımcı, girişimci başta olmak üzere tüm vatandaşları mağdur eden yanlarına dikkat çeken Küpeli, bir an önce etkili önlemler alınmazsa bu gidişin sonunun iyi olmayacağını söyledi.
2017 yılının özellikle KOBİ’ler açısından sıkıntılı geçtiğini, esnaf ve sanatkarın sorunlarının arttığını ve planlama yapmak isteyen sanayicinin önünü göremediğini dile getiren BAKZİFED Genel Başkanı Bahri Küpeli, “Aynı şekilde yatırım yapmak isteyen girişimciler de endişelerini giderecek politika ve uygulamalar bekliyor” dedi.
Vatandaşların alım gücünün arttırılması gerektiğini anlatan Küpeli, 2018 yılı açısından da umutlu olmayı gerektirecek bir görüntünün bulunmadığını kaydetti.
Bahri Küpeli konuşmasının son bölümünde şu ifadeleri kullandı:
“Ülkemizin iç sorunları, politik gelişmelerdeki gerginlik, geçim sıkıntısı bir karamsarlık yaratıyor. Bu karamsarlığı ortadan kaldırmak için kalkınmanın dinamosu olan KOBİ’lere sağlanan destek ve teşvikler arttırılmalı. Yatırımcı ve girişimcilerin önü açılmalı. İşsizliği azaltacak önlemler bir an önce uygulamaya konmalı. Vatandaşın alım gücü yükseltilmeli. Enflasyonla mücadele, döviz kurlarında aşırı iniş çıkışlar kontrol altına alınmalı.
Sınırlarımızın dibindeki gelişmeler de herkesi endişelendiriyor. ABD’nin bölgeye silah yığması, terör örgütleri ile kol kola girmesi, Türkiye’nin ve bölge ülkelerinin güvenliğini tehdit eden gelişmeler 2018 açısından düşündürücü. Türkiye kendisi ve bölge ülkelerinin menfaatleri doğrultusunda bir dış politika geliştirmeli.”

CHP MİLLETVEKİLİ FAİZ ÖZTRAK’IN KONUŞMASI

BAKZİFED Genel Başkanı Bahri Küpeli’nin ardından kürsüye gelen CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak konuşmasında, son dönemde hükümetin en çok övündüğü konulardan biri olan büyüme hızındaki artışı değerlendirdi. Bu artışın ilk bakışta olumlu göründüğünü ancak bunun göründüğü gibi olmadığını söyledi. Öztrak, “ yapılan makyajlar ve ekonomide uygulanan kortizon tedavisi büyümenin sürdürülebilirliğini sorgulatıyor” dedi.
Faik Öztrak, TÜİK’in açıkladığı rakamlara göre Türkiye ekonomisinin 2016’da %3,2; 2017’nin ikinci üç ayında ise %5,1 büyüdüğünü belirtti. “Ekonomideki kırılganlıkları çözmek yerine bir yandan büyüme rakamlarına makyaj yapılırken diğer yandan ekonomiye de kortizon tedavisi uygulanmaktadır” diyen Öztrak, bunun sakıncalarına dikkat çekti.
Kişi başı milli gelir konusun da değerlendiren Öztrak şunları söyledi: “Tüm makyaja rağmen dolar cinsinden milli gelir gerilemeye devam etmektedir. Nitekim, 2017’nin ikinci üç ayı itibariyle yıllıklanmış GSYH 834 milyar dolarla 2011 seviyelerine düşmüştür. Yine 2016 sonunda 10,883 dolar olan ve bu yılın ilk yarısı itibariyle 10,519 dolar seviyelerine inen kişi başına gelir de 2008 yılındaki 10,931 dolarlık seviyenin de altındadır.”
Yapılan vergi indirimlerine, verilen istihdam teşviklerine ve kamu kefaletiyle pompalanan kredilere rağmen büyümenin sorunlu bir niteliğe sahip olduğunu anlatan Öztrak, “Özellikle makine-teçhizat yatırımları son dört çeyrektir gerilerken, inşaat yatırımlarındaki artış olağanüstüdür. Bu yılın ilk ve ikinci 3 ayında inşaat yatırımlarındaki artış sırasıyla %14 ve %25 iken; makine-teçhizat yatırımları aynı dönemlerde sırasıyla %12 ve %8,6 düşmüştür. Dolayısıyla sağlanan tüm teşviklere rağmen yatırımcılar geleceğe güven duymamakta; kaynaklar ülkenin uzun dönemde üretim kapasitesini artıracak yatırımlar yerine kısa dönemde rant yaratacak inşaat sektörüne yönelmektedir. Diğer taraftan bu harcamaları sürdürmek, mali dengeler dikkate alındığında oldukça zor görülmektedir” ifadelerini kullandı.

ÖZTRAK’A GÖRE ÜÇÜNCÜ ÇEYREK BÜYÜMESİ

CHP Tekirdağ Milletvekili ve iktisatçı Faik Öztrak, 2017 yılı üçüncü çeyreğinde açıklanan % 11,1’lik büyüme rakamlarını değerlendirirken de şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye’nin yılın üçüncü üç ayında % 11,1, ilk dokuz ayda ise yüzde 7,4 büyümesi elbette bizleri de sevindirir. Ancak bu büyümenin kalitesi ve sürdürülebilirliğine bakınca sevincimiz kısa sürmektedir. Büyümenin ardında ciddi mali teşvikler ve düşük baz etkisinin katkısı bulunmaktadır. Verilen olağanüstü teşviklere ve yılın ilk 9 ayındaki yüzde 7,4’lük büyümeye rağmen işsizlik çift hanelere yerleşip kalmıştır. Enflasyon rekorlar kırmış milletin satın alma gücü erimiştir.”
Öztrak şunları söyledi: “Tarım ve sanayi gibi dış ticarete açık sektörlerin büyümeye katkısı yüzde 27 civarındadır. TL’deki ciddi değer kaybına rağmen dış ticarete açık sektörlerin büyümeye katkısı nispeten sınırlı kalmıştır. Sektörlerin detaylarına inildikçe bazı soru işaretleri doğmaktadır. Kredi Garanti Fonu aracılığıyla 200 milyar TL’nin üzerinde bir kaynak kullandırılmış ve krediler pompalanmışken yılın üçüncü üç ayında finans kesimi katma değeri nasıl olmuş da yüzde 5,8 daralmıştır?”

ÖZTRAK ÇÖZÜM YOLLARINI DA ANLATTI

Sorunlar çaresiz mi? Hayır! Öztrak’a göre, “Türkiye bu açmazdan öncelikle hukuk ve adaletle çıkabilir.”
“OHAL rejimi kalkmadan, hukukun üstünlüğü sağlanmadan, yatırımcının güveni ve yatırım yapma iştahı artmayacaktır” diyen Öztrak şöyle devam etti:
“Bu da istihdama, üretime dönük yatırımların yapılmaması demektir. Verilen olağanüstü teşviklere rağmen gerileyen makine-teçhizat yatırımları bunu göstermektedir. Terörle mücadele yatırımcıyı ürkütmemelidir.”

BAŞBAKANLIK DENETLEME KURULU ESKİ GRUP AMİRİ YAŞAR CAN’IN KONUŞMASI

Türkiye’ye borcu olduğunu ve bunu ödemek için çabaladığını belirten Başbakanlık Denetleme Kurulu eski Grup Amiri Yaşar Can, görülen yanlışları dile getirmek zorunda olduklarını ifade ette.
Türkiye’nin İzmir İktisat Kongresi’nin ardından ekonomi alanında milli hamleler yaptığına dikkat çeken Yaşar Can, “sermayesi olan özel sektör bulunmadığı için, tüm yatırımların devlet eliyle gerçekleştirildiğini” anlattı.
Kurulan ilk milli bankalar olan Sümerbank ve Etibank’ın önemeni vurgulayan Can, Sümerbank’ın yer üstü kaynaklarını, Etibank’ın da yer altı kaynaklarını değerlendirmek üzere kurulduğunu kaydetti.
GAP’ın benzersiz bir proje olduğun ancak yapılan yanlış uygulamaların özellikle de sulamada tercih edilen yöntemin önemli toprak ve ürün kaybına neden olduğunu anlattı.
Yurt içi ve yurt dışındaki gözlemlerini, incelemelerini ve anılarını konuklarla paylaşan Başbakanlık Denetleme Kurulu eski Grup Amiri Yaşar Can, Türkiye’nin zenginliklerine dikkat çekti ve bunların doğru dürüst değerlendirilmesi halinde elde edilecek başarılı sonuçlara vurgu yaptı.

PROF. DR. AZİZ KONUKMAN’IN DEĞERLENDİRMELERİ

Batı Karadeniz Sanayici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu (BAKZİFED) ile Batı Ankara Girişimci ve Sanayici İş Adamları Derneği’nin (BAGİAD) ortaklaşa düzenlediği “Türkiye Ekonomisi Nereye Gidiyor? 2018 Türkiye ekonomisinde fırsatlar, riskler” etkinliğinin son konuşmacısı Prof. Dr. Aziz Konukman idi. İlgi ile dinlenen ve soru-yanıt bölümüyle kafalardaki soruları da aydınlatan Konukman, “Varlık Fonu” için “modern bir Duyun-u Umumiye” dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, son yıllarda sıkça şikayetçi olduğu faizlerin yüksekliği konusunda yaşanan gelişmeleri hatırlatan Konukman, açıklanan son büyüme rakamları ile Merkez Bankası'nın faiz kararlarının büyüme rakamlarına nasıl yansıdığını anlattı.
Örtülü faiz artırımıyla demokrasinin gelişimi açısından sağlıklı olabilecek kamusal tartışma ortamının ortadan kaldırıldığını, böylece iktisadi kararların toplum tarafından denetiminin gerçekleşemediğini belirten Prof. Dr. Aziz Konukman şöyle devam etti:
“Dolayısıyla faiz artırımının yaratacağı olası tedirginlik ve gerginliler nedeniyle, TCMB politika faizini doğrudan artırmakta zorluk çekiyor ve bu artırımı genellikle örtük bir şekilde yapmayı tercih ediyor. Böylece resmi politika faizi sabit kaldığı için, sanki ülkede bir faiz artışı yaşanmamış gibi bir algı yaratılabiliyor. Bu durum iktidarı siyaseten oldukça rahatlatabiliyor ama TCMB’nin olmazsa olması olan araç bağımsızlığına sahip olma özelliği bu arada önemli ölçüde yitirilmiş ve darbe yemiş oluyor.”
Sayıştay ve toplumsal denetimden uzak 'örtülü maliye politikası’nın sakıncalarına dikkat çeken ve “Hazine Garantili İhaleler sakıncalı” diyen Konukman’a göre, “KÖİ kapsamındaki projeler”in sakıncalarından biri de yatırımcıya bazı ciro güvenceleri vermesi. Şöyle:
“Projesinin türüne göre, köprü ve hava alanı ise yolcu, araç ve uçak sayısı şehir hastaneleri ise hasta sayısı garanti edilmektedir. Bu tür garantilerle geleceğe yönelik bir koşullu yükümlülük yaratılmış olmaktadır. Özel sektörün bu dış borçları ödeyememesi ve ciro garantilerinin gerçekleşmemesi halinde yatırımcıya garanti edilen bu meblağların merkezi bütçeden ödenmesi gündeme gelecek ve bu tutarlar bütçe üzerinde büyük bir yük oluşturacaktır. Projelerin bir diğer sakıncası, belki de en önemlisi, hesap verilebilir olmaktan uzaklığı, kamusal olmakla birlikte proje sözleşmelerine, milletvekillerinin ve Meclis adına denetim yapan Sayıştay’ın bile ulaşamamasıdır.”
Dış borçların nasıl çevrileceğine ilişkin sıkıntının Türkiye’nin borçlanma maliyetini artırdığını ifade eden Prof. Konukman, “Bu durum ‘kamu özel ortaklığı' projelerine taze kaynak bulunamamasına neden oluyordu. Bu sıkışmışlık AKP rejimini Türkiye Varlık Fonu A.Ş.’yi kurmaya yöneltti” dedi. Konukman şöyle devam etti: “Sayıştay denetimi yok, İhale Yasası’na bağlı değil. Borçlanmak için de Borçlanma Kanunu’na bağlı değil. Yani Hazine’den izin almak zorunda değil. Bu durum İnanılmaz bir şekilde hesapsız kitapsız Türkiye’yi borç batağına sürükleyebilir. Biz buna modern Düyun-u Umumiye diyoruz. Dış sermaye çevreleri de bu oluşumu destekliyor. Çünkü olası alacaklı sermaye çevreleri kamu malları üzerindeki ipotek nedeniyle Hazine borçlanmasına göre daha fazla güvenceye kavuşmuş olacaklar.”
Prof. Konukman, konuşmasının sonunda salondaki katılımcıların sorularını da yanıtladı.


PAYDAŞLARIMIZ
ÜYE OLUNAN KURULUŞLAR